YAZARLAR

Nüvit Tokdemir'in köşe yazısı için tıklayınız.
Bülent Buda'nın köşe yazısı için tıklayınız.
Halil Kiraz'ın köşe yazısı için tıklayınız.
Çağatay Çağlar'ın köşe yazısı için tıklayınız.
Süleyman Alasya'nın köşe yazısı için tıklayınız.


GÖZTEPE GELİYOR - NÜVİT TOKDEMİR - CUMHURİYET
Süper Lig, Bank Asya ve 2.Lig açısından bir ilk yarı değerlendirmesi yaptığımızda, Göztepe farkı ortaya çıkıyor.
Sarı-kırmızılılar, ilk yarının son maçında lider Bandırmaspor'u 3-1 yenerek liderlik koltuğunu ele geçirdiler ve Bank Aysa 1.Ligi için önemli bir avantaj elde ettiler.
Bu sonuç, o efsane takımın yeniden doğuşunun muştusu olarak kabul edilebilir. Gelinen nokta, sarı-kırmızılıların amatör lige gidişinden sonra verilen mücadelenin de önemini gösteriyor. Öyle böyle değil, amatör lige düşeceksiniz ve ardından üç sezon içerisinde bugün Bank Asya 1.Ligi'nin kapısında olacaksınız, kolay mı?
Dinç Bilgin'in A.Ş'ye dönüştürüp Süper Lig takımı yaptığı Göztepe, amatör lige nasıl gitmişti?
2 yıl, yani 3 sezon içerisinde, betona çakılır gibi tepe taklak düşüvermişti sarı-kırmızılılar. Üstelik sahipsiz, sokakta bırakılmışlarıdı. Futbolcuların antrenman yapacak sahaları, gidecek araçları, yemek paraları bile yoktu.
O inanılmaz yürekli, vefalı taraftar kitlesi, takımı deplasmanlara kendi araçlarıyla götürüyor;Futbolculara kahvaltı yaptırıyor, aralarında para toplayıp destek olmaya çalışıyorlardı. Ve sonuçta Göztepe A.Ş, TMSF'nin malı olmuştu.
O efsane kulüp, bir gün açık artırmayla satışa çıkarıldı ve Altınbaş Holding'in bünyesine katıldı sonuçta...
Amatörden çıkışın zor olduğunu anlayan İmam Altınbaş ve arkadaşları, çözümü Aliağaspor'un yarışmacı haklarını almakta buldu ve Göztepe A.Ş, 3.Lig'e dönerek profesyonel kimliğine yeniden kavuştu. Verilen zorlu mücadeleler sonucu 2.Lig'e çıkıldı.
Gün geldi kulübün eskileri, gün geldi efsane futbolcular, kimi zaman taraftarlar isyan etti. Çünkü onlar, bir holding bünyesindeki Göztepe'nin beklemeksizin atak yapmasını; Süper kadro oluşturarak belli bir çıkış yakalayıp Süper Lig kapısına dayanmasını istiyorlardı.
Oysa her şey düşünülen denli basit miydi?
Önce kurumsallaşmayı hedef gördü yönetim. Kulübün sağlıklı bir yapıya kavuşmasının en önemli yol olduğunu belirlediler ve çalışmalarını bu yönde sürdürdüler. Profesyonel şube içerisindeki kadrolaşma ardından geldi. Şimdi karşımızda farklı görünümlü, işlerin tıkır tıkır işlediği bir Göztepe var. Herkes görev alanını biliyor ve kimse kimsenin işine karışmıyor, karışamıyor.
Dedikodu yok;Yönetim çekişmesi yok;Ekonomik sorun yok.
Destek derseniz, o efsane kadronun arkasında duran çoğunluk bugün yine tribünlerde, takımın arkasında...
Amatör ligde bile inatla sürdürülen destek, sarı-kırmızılı takım Bank Asya 1.Lig kapısına dayandığında 20 bini buluyorsa, bu taraftar kitlesini de alkışlamak gerekir.
Teknik Direktör Özcan Kızıltan, elindeki kadroyu kimi yanlışlıklarına karşın en iyi biçimde değerlendirmeye çalışıyor. İlk yarıyı lider tamamlamış bir takımın teknik direktörünün eleştirilemeyeceği diye bir şey düşünülemez. Ancak, eğer istenilen liderlik hedefine ulaşılmışsa söylenecek söz kalmıyor. İkinci yarıya eksiklerini gidermiş bir lider olarak çıkarlarsa ne ala!..
Sonuçta görünen köy kılavuz istemiyor. Göztepe takımı Bank Asya 1.Lig yolunda gümbür gümbür ilerliyor.
Güçlü ve inatçı bir taraftar kitlesiyle, yönetim biçimiyle efsane geri dönüyor desek yeridir.
İşte o nedenledir ki, Nevzat Güzelırmak'ın, Halil Kiraz'ın, Papi Mehmet'in, Ertan Öznur'un, B.Mehmet'in ve yaşayan tüm efsane Göztepe'lilerin gözlerinin içi gülüyor.

--------------------------------------------------------------

ARTIK BİZİM DE LİDERİMİZ VAR - BÜLENT BUDA - MİLLİYET
Görmeden, tanıklık etmeden, solumadan yorumlayamaz, anlatamazsınız. Atatürk Stadı’nın gişelerinin önünde sarı-kırmızıya bürünmüş yağış altında bekleyen uzun kuyruklar, kalabalıklar... 90 dakikanın bütününde nefes almadan takımını destekleyen, coşkulu, görkemli tribünler... Tüyleriniz diken diken oluyor, ürperiyorsunuz. Evet, “Bu büyük taraftara şampiyonluk yakışır...”
Etkili yağmur, oyun alanını ağırlaştırmış. İki takım da dengeli, birbirini sınıyor, birbirinden ürküyor gibi. Sıralamanın başındaki ile hemen altındaki oynuyor. İlk yarının son maçında dananın kuyruğu kopacak. Ama hangisi koparacak? Heyecanla, biraz da kuşkuyla bekliyor onbinler. 60’ıncı dakikaya kadar karşılıklı gelgitler var. Tempo hızlı değil, inişli-çıkışlı.
60’ıncı dakikada Serdar Samatyalı, oyuna giriyor. Ve futbol, güzelleşmek-hız kazanmak için sanki onu bekliyor. 62’de, Serdar-İlhan paslaşması, İlhan’ın kale önüne gönderdiği bitirici top, Türker‘in orada var oluşu ve dokunuşu... Atatürk Stadı’nın tribünlerinde patlama oluyor, yer yerinden oynuyor. Ancak lider Bandırma‘nın pes edeceği yok. Etkili gelmeye başlıyorlar. Göztepe orta alanıyla savunması sıkıntılı... İşte o anlardan birinde, kaleci Akın, aşırtma kafa vuruşunda önde yakalanıyor, eşitlik geliyor.
Hemen ardından Türker, 18’in sağ köşesinde topla buluşuyor. Harika dönüyor, rakibini arkada bırakıyor, ceza alanına giriyor ve formasından çekiliyor. Penaltıyı, İlhan, kaleciye nişanlıyor. 74’te oyuna Tayfun katılıyor. 84’te, sağ kanatta Serdar Samatyalı’nın ‘tek kişilik gösteri’si sahne alıyor. Çizgiye iniyor, topu ustalara özgü biçimde, kale önüne yönlendiriyor. Tayfun’un zamanlaması, yükselişi, topa vurduğu kafa darbesi kusursuz. Kurşuni gökyüzü aralanıyor, güneş, aydınlık yüzünü Göztepe’ye ikinci kez gösteriyor. Ve 90+’da hızlı bir karşı atak... Abdülvahit‘le işlem tamamlanıyor.
Uzun bir aradan sonra Spor Toto 2. Lig Beyaz Grup, yeni liderini ağırlıyor. “Hoşeldin Göztepe” diyor. Sevinçliyiz, artık bizim de bir liderimiz var.
Bitirirken, küçük bir anımsatma, ince bir dokundurma... Serdar Samatyalı’yla Tayfun, yedek kulübesinden çok futbol alanına yakışıyorlar. Böyle günlerde onları kenarda eskitmek, savurganlık gibi geliyor bendenize...

--------------------------------------------------------------

BERABER ISLANDIK - HALİL KİRAZ - YENİ ASIR

Bardaktan boşanırcasına yağan yağmur umurlarında değil. Burunlarından sular akıyor, montlar, ceketler, pantolonlar hatta ayakkabılar sırılsıklam. Çoraplara bile işlemiştir yüzdeyüz. Ama Göztepeli'nin umrunda mı yaşadığı ortam. Herkes yay gibi gerilmiş, "Bu maçı alacağız başka yolu yok" diye haykırıyor.
Bandırmaspor  galibiyetini ve değerini varın oradan anlayın. Bana göre tabii ki 3-1'lik zafer öncelikle onlara armağan. Sevindiğim bir husus da İstanbul'dan ekibiyle her maça koşup gelen başkan İmam Altınbaş'ın da bu kez yüzü gülerek, sevinçle stattan ayrılması. Ali Gültiken'i, Özcan Kızıltan ve teknik ekibini ve de futbolcuları da  kutluyorum. Çünkü futbolda Puan Cetvelinin neresinde bulunduğun önemli ama başarı grafiğinin sürekli yukarı çıkması çok daha önemli. Göztepe'nin geriden gerip ilk devrenin son maçında zirveye oturması büyük başarı. Hele Bandırmaspor gibi gerçekten güçlü bir ekibi farkmı yenerek. Doğrusu maçtan önce hepimizin kanısı böyle gollü geçeceği şeklinde değildi. "Atan kazanır" diyorduk. Ama Göztepe'nin son 30 dakikada estirdiği fırtına ve harika futbol tabelaya 3-1 olarak yansıdı.
Maçın Alsancak'tan Atatürk'e alınması Göztepe'ye bir armağan, Allah'ın lütfu olarak yansıdı. Eğer bu maçı Alsancak'ın balçık tarlası zemininde oynasalardı bu başarı gelir miydi ? Maçın kırılma noktası Serdar Samatyalı'nın 60.dakikada oyuna girmesiydi. Samatyalı sergilediği futbolla, son 30 dakikada oyuna alındıkları için burun kıvıran sözde profesyonellere bir ders verdi.
Harika asistler, oyunun şeklini tamamen değiştirdi. Göztepe, sonradan haksız verildiği anlaşılan penaltıyı kaçırdıktan sonra inanılmaz bir hırsa büründü ki (bazı takımlar penaltı kaçırdıktan sonra dağılır) muhteşem takım haline dönüştü. İlhan asist-Türker gol, Serdar asist-Tayfun gol ve Tayfun asist-Abdülhamit gol. Ne kadar övünseler az.

--------------------------------------------------------------


EFSANESİN TARİHİNDE - ÇAĞATAY ÇAĞLAR - YENİGÜN
Bu tür maçların bir ağırlığı vardır. Final niteliğinde ve liderlik için mücadele veren iki ekibin karşılaşması gerçekten çok keyifliydi. Kaçan goller, penaltılar, pozisyonlar, muhteşem tribün şovlar, tezahüratlar… Göztepe-Bandırmaspor maçının kısaca özeti bu diyebiliriz. Öncelikle rakibi oyunu çirkinleştirmeden verdiği mücadele için tebrik ederim…
Bu karşılaşmada yazılacak olan çok şey var ama ben ilk defa takım oyunun dışına çıkıp, İlhan ve Serdar Samatyalı’ya özel bir paragraf açmak istiyorum. Bir orta saha oyuncusunun bu kadar takıma katkı sağlaması golleri, asistleri, ofansı ve defansıyla İlhan, İlhan, İlhan… Sana bu maçta gösterdiğin mükemmel performans için ayrı bir yer açmak istedim. Gerçekten üzerindeki o formayla, kaptanlık bandınla, futbolunla, disiplininle, zekanla çok güzel işler yaptın. İlk golü sana yazdım. Öyle bir güzel asist yaptın ki rakip defans oyuncuları hala Atatürk Stadı’nda kırılan “bel”lerini arıyorlar! Serdar Samatyalı, sana ne demeli…
Bir oyuncu kanadını, bu kadar güzel kullanabilir mi? Rakip sol bek, futbolu bırakırsa bunun suçlusu sen olacaksın ona göre! Türker, senin golcülüğünü tartışan olursa o inan futbolu bilmiyordur. Rakip defansın iyi kademeye girmesine rağmen, yaptığın o driplingler ve şık bilek hareketlerin onları hep hataya sürükledi. Yaptırdığın o penaltı, (kusura bakmayın ama bana göre değil) şahsi kabiliyetinin ne derece iyi olduğunun da göstergesidir. Tayfun, sen oyuna girdikten sonra Samatyalı’nın kafana teslim topunda golün yarısını ona ikram etmen gerekir. Tamam, senin de muhteşem zamanlaman ve kafa şutu golüne de şapka çıkarmadık değil hani. Ama golden sonra yaptığın o hareketi de görmediğimi zannetme yani! Mehmet Yılmaz, seni en çok eleştirenlerden biriyim. Ancak bugün rakip forvetine birkaç kademe hatası dışında fırsat vermedin. Görevini en iyi yapanlardandın. Ayrıca seni de kutlarım…
Gelelim taraftara. Yahu ben bu muhteşem yandaş grubuna ne yazacağım. İnanın kelimeler kifayetsiz kalacak. Bunlar hep söyledim “normal” değiller! Bir takım taraftarı nasıl olur, nasıl destek verir, nasıl 12.adam olur, hepsini tüm dünyaya ders olarak göstermek lazım. Bunlar dünyalı değil, uzaylı, uzaylı bunlar vallaha uzaylı… Adamı ipe götürürler. Böyle bir sevda olmaz, olamazda… Akıllara zarar…
Özellikle gazetecilikten ağabeyim, üstadım, can yoldaşım Konak Belediye Başkanı Doktor Sayın Hakan Tartan’a ne demeli. Yine Göztepe’sinin yanında yer aldı. Kimseye reklam yapmadan 3000 bilet alıp, taraftarlara dağıttı. Onun spora, semtine, işine ne kadar düşkün olduğunu da bazıları da örnek almalı! Yolun sonuna çok var. Devreye lider girmek büyük bir avantaj. Göztepe bu şansını iyi kullanmalı. Ama yine de söylüyorum, defansa ve orta sahanın özellikle soluna takviye şart. Kendilerini taktirle izlediğim Ali Gültiken ve Özcan Kızıltan hocam bu uyarıyı umarım dikkate alırlar. Yolun açık, şan’ın devam etsin Göztepe. Çünkü sen; Efsanesin tarihinde.

--------------------------------------------------------------

SAMATYALI GİBİ ADAMIN OLSUN - SÜLEYMAN ALASYA - YENİGÜN

Göztepe’nin Bandırma maçında Göztepeli yazarlarla birlikteyim. İlk yarı boyunca heyecanlı eleştirileri teybe alsam manşetler dolar. Tayfun ve Serdar Samatyalı kulübede. Tribünlerde 14 bin biletli seyirci var. Yer yerinden oynuyor desek yalan olmaz. İzmir’in hasreti bir tribün görüntüsü. Devre arasında burnundan kıl aldırmayanlar konuşuyor. “Göztepe kötü oynuyor. Bandırma biraz akıllı olsa” falan, filan… Sonra Serdar Samatyalı ve Tayfun giriyor oyuna. Samatyalı bindiriyor. O anda on puanlık uzman sorusu soruyorum ulemalara, “Göztepe oyun planının değiştirdi galiba.” Cevap olarak “yok” diyorlar. Samatyalı bir daha bindiriyor. Türker çakıyor golü. Bir daha bindiriyor bu kez Tayfun uçuruyor Göztepe’yi. Çok bilenlerde bir hüzün, bir sıkıntı. Ama hayret havalara sıçrayıp sevinirken beyinlerinde bir kaygı var; “Eyvah! Eleştirecek bir şey yok. Ne yazacağız?” gibisinden. Basın toplantısında Özcan Kızıltan’la göz göze gelip soruyorum, “Hocam, Samatyalı ve Tayfun’un ikinci yarı oyuna alınması plan gereği miydi?” Kızıltan yanıtlıyor ama başka soru soran olmuyor. Sadece tek bir soru, “Hocam takviye yapacak mısınız?” Kızıltan’dan “Havalar soğuk vitamin alacağım. C vitamini takviyesi şart” yanıtı kızdırıyor bizimkileri. Kızıltan samimi aslında. Takımın lider olduğu maçtan sonra böyle soru olur mu diye düşünen yok tabii. Sonra düşünüyorum. Yahu arkadaşlar biz acaba hocayı mı kıskanıyoruz?