Göztepe Spor Kulübü Başkanı Sayın İmam ALTINBAŞ 1.Altın Zirvesinde konuştu.

Sayın ALTINBAŞ'ın konuşması şöyle.

Sayın Başkan;
Kıymetli Davetliler;

Krizin başladığı ilk zamanlardan itibaren belki de en önemli haftanın içindeyiz. Altın Zirvesi'nin de söz konusu haftada gerçekleşmesi önemli bir gelişmedir.
Bu haftanın önemi şundan kaynaklanıyor; Ekim ayının başından beri Dünya'yı adeta yangın yerine çeviren panik, yerini bu hafta daha sakin değerlendirmelere bırakmaya başladı.
Bu da son derece doğaldır. Hem Türkiye'de hem de Dünya'da bir çok kriz yaşanmıştır. Gelecekte de mutlaka yaşanacaktır. Bu gerçeği kabul eden piyasalar olayları daha sakin şekilde değerlendirmeye başlamıştır.
Şu bilinmelidir ki, şu an yaşadığımız kriz bizim dışımızda gelişmiştir. Bu nedenle; bizden bağımsız gelişen olayların üzerinde yorucu konuşmalar yapmak yerine bugüne kadar başardığımız işleri, bundan sonra da başaracaklarımızı konuşmayı daha faydalı buluyorum.
Saygıdeğer Konuklar;
Krizler gelip geçicidir. Etkilerinin derin olmaması için herkesin el ele omuz omuza vermesi gerekmektedir.
Krizi fırsata dönüştürmek ilk bakışta kolay değildir. Çünkü krizi fırsata dönüştürmek için para ve bilgi tek başına yetmez. Moral de gereklidir. Dilerseniz sektörümüzün tecrübesini hatırlayarak, moralimizi artıralım.
Sektörümüz, Rahmetli Turgut ÖZAL'ın çıkardığı yasalar ve verdiği destekle, son 20 yılda üretim ve ihracatta, markalaşma ve mağazalaşmada gösterdiği performansla Dünya Altın Sektörünün en önemli oyuncularından biri olmuştur. Altın ithalatının yıllık bazda 200 tonu aşması ve 2008 gibi zor bir yılda talebin özellikle üçüncü çeyrekte % 15 artması bunun delilidir. Artık Hindistan, Çin, ABD ve İtalya'nın yanında Türkiye de bir devdir. Dolayısıyla Türkiye'nin Dünya Altın piyasasındaki merkezlerden biri olması kaçınılmazdır. Değerli Konuklar; Sektörümüzle ilgili olumlu gelişmeler 2003 yılında İstanbul Değerli Maden ve Mücevherat İhracatçıları Birliği'nin kuruluşunun önünü açmıştır. Böylece Türk Altın ve Mücevherat sektörünün dünya üzerinde söz sahibi olması süreci hızlanmış oldu. Sektörümüzün dünya pazarlarında güç kazanmasının ardında, Türk Kuyumculuk Sektörünün eşine az rastlanan bir şekilde gelişmesinin büyük payı vardır. Nitekim sektörümüzde bugün 2500'e yaklaşan üretici firma, 30 bin'den fazla perakende kuyumculuk mağazası ve 250.000'den fazla istihdam edilen personel bulunmaktadır. Bunun yanı sıra 2 milyar Dolara yaklaşan kayıtlı ihracat, yine aynı miktarda bavul ticareti ve bir o kadar da turistik satışları ilave ettiğimizde dünya ekonomisi için bile hatırı sayılır bir büyüklük ortaya çıkmaktadır. Tarım sektörünü hariç tutarsak, günümüz Türkiye'sinde bu büyüklüğe ulaşmış ve kökeni bu kadar eskiye dayanan bir başka sektör yoktur. Ülkemiz için uluslar arası rekabet üstünlüğüne sahip sektörler arayışında olduğumuz bu dönemde, elimizdeki bu değerin farkında olarak politikalar geliştirmeli ve sektörümüze bu açıdan yaklaşmalıyız. Saygıdeğer Konuklar; Kabul edilmelidir ki; bir sektör büyürken, hele bu kadar hızlı büyürken, sorunların sayısı da aynı paralelde artmaktadır. Özellikle sektörümüzün vergilendirilmesi ile ilgili birçok sıkıntı vardır. İstanbul Değerli Maden ve Mücevherat İhracatçıları Birliği olarak; söz konusu sıkıntıları ve sıkıntı yaratan uygulamaları sıkça dile getiriyoruz Son 5 ayda Altın ve Mücevherat sektörümüzün aynı hızla devamlılığını sağlamak amacıyla 3 sorunun üzerine ısrarla durmaktayız: Bunlardan birincisi ve en önemlisi; değerli taşlardaki ÖTV sorunudur. Sektörü adeta kayıt dışılığa iten ÖTV'nin kaldırılması için Maliye Bakanlığı'na müracaatımızı ısrarla devam ettirmekteyiz. Sorun tüm Türkiye'nin sorunudur. Bu ÖTV ile ne Maliye Bakanlığı arzu ettiği vergi gelirine ulaşabilmekte ne de sektör layık olduğu rekabetçi, kurumsal şirketlere kavuşabilmektedir. Üstüne üstlük; kurumsallaşmış, tasarımından pazarlamasına kadar ekip kurmuş, kayıt altında çalışan yüzlerce firma da haksız rekabete maruz kalmaktadır. Bu sorunu Altın Zirvesi münasebetiyle gündeme getirmenin ülkemize karşı bir sorumluluk olduğunu düşünüyorum. İkinci önemli konu has altın satış değeri ile has altın maliyeti arasındaki farkın vergilendirilmesindedir. Bu durum sektörde sıkıntı yaratırken, şu anki vergilendirme ?enflasyon düzeltmesi' adı altında birçok haksızlığı beraberinde getirmektedir. Altın fiyatlarının çok hızlı inip çıktığı bir piyasada bu uygulama hem geçerliliğini yitirmiştir hem de şirketlerimize zarar vermektedir. Bu uygulamanın en eski şekli sektörümüz için daha uygundur. İstanbul Değerli Maden ve Mücevherat İhracatçıları Birliği olarak bunun da takipçisi olacağız. Üçüncü önemli konu; geçen hafta Hazine Müsteşarlığının da sıcak yaklaştığı, ihracat bedelinin sadece döviz değil altın olarak da yurda getirilmesine olanak sağlama konusudur. Talebimizin gerekçeleri ortadadır. Hazine Müsteşarlığımızın konuya olumlu yaklaştığını burada belirtirken İstanbul Değerli Maden ve Mücevherat İhracatçıları Birliği olarak takibe devam edeceğimizin de altını çizmek istiyorum Değerli Misafirler Peki neden bu talepleri sıkça tekrarlıyoruz? Kısa ve net olarak anlatayım: Hem Altın hem de Kıymetli taşlar başlı başına sanayi hammaddesidir. Vergilendirme anlayışının artık bu gerçeğe uygun olarak yapılması gerekmektedir. Böylece kayıt dışılık azalacak, üretilen değerler ekonomiye kazandırılacaktır. Bundan başka finans kaynaklarından faydalanabilmek için şeffaflık en önemli unsurdur. Şu anki vergilendirme nedeniyle kayıt dışına itilen bir sektör ne Finans Piyasasının nimetlerinden faydalanabilir, ne de kurumsallaşabilir. Hal böyleyken, arzulanan vergi gelirini de yaratmak imkansızdır. Mesajımız son derece açık: Altın ve Mücevherat Sektörünü kayıt altına almak ve büyümesini sağlamak, dünyada söz sahibi yapmak için kayıtlı çalışmayı cazip kılan uygulamalar gerekmektedir. Kuyumculuk ve Mücevherat sektörümüzün ?seçilmiş sektör? olarak muamele görmesi gerektiğini düşünüyorum. Gerekli yasal ve vergisel alt yapı sağlandığında da Türk Kuyumculuk ve Mücevherat sektörünün Dünya Lideri olabilecek potansiyeli bulunduğuna yürekten inanıyorum. Maliye Bakanlığımızın bu düşüncemizi paylaştığını ümit ediyoruz. Kıymetli Konuklar; İstanbul Altın Borsası'nın doğal üyesi aynı zamanda Para ve Altının da otoritesi olan Merkez Bankamıza bu vesile ile de teşekkür etmek istiyorum. Geçtiğimiz günlerde altın piyasasındaki iniş çıkışlarda bazı sorunlar yaşamıştık. İstanbul Altın Borsamız büyük bir basiret örneği göstererek konunun taraflarını dinlemiş ve meseleyi ayrıntısıyla ortaya koymuştu. Bundan sonra ihracatçılar olarak bize de, sektörün haklarını korumak amacıyla Merkez Bankamızı da gelişmelerden haberdar etmek görevi düşmüştü. Gerçekleştirdiğimiz ortak çalışmalarda, Sayın Merkez Bankası Başkanımız ve ekibinin Altın ve Mücevherat Sektörüne yaklaşımları bizi son derece memnun etmiştir. Altın piyasasında ne ilk kez böyle bir iniş çıkış yaşanmıştır ne de bu son olacaktır. Bu nedenle Merkez Bankamızın en az bizim kadar bundan sonra da meseleyi takip edeceğine inanıyor ve güveniyoruz. İstanbul Değerli Maden ve Mücevherat İhracatçıları Birliği olarak Türk ihracatının ve üreticisinin haklarını korumak amacıyla önemli kurum ve kuruluşlarla temasımız sürecektir. Sektörümüz için mücadelemize var gücümüzle devam edeceğimizin bilinmesi gerekmektedir. Değerli Misafirler Günümüzde genç nüfusun başını çektiği tüketici toplumu hızla değişmektedir. Giderek daha eğitimli ve bilinçli, sorgulayan, talepkar ancak karmaşık düşünen bir tüketici ile karşı karşıya olduğumuzu biliyoruz. Bu nedenle sektörümüz geleneksel kabuğunu kırıp modern bir endüstriye dönüşüm aşamasını başlatmış durumdadır. Bugün bahsettiğimiz, üretim yeteneğinin ötesinde; tasarım AR-GE, kalite, teknoloji; know how, Pazarlama ve Müşteri Hizmetleridir. ?Altın ve Mücevherde Dünya Liderliği' projesinin de özü budur. Altın ve Mücevherat sektörü birçok sektör ile iç içe yaşamaktadır. Bunların başında bankacılık ve finans gelmektedir. Bugün sadece sektörümüzün değil bankacılık ve finans sektörünün de kıymetli uzmanları ve yöneticileri söz alacaklar. Bu nedenle hepimizin bildiği gerçekleri üç önemli başlıkta toplayarak sizlerle paylaşmak istiyorum. Değerli Misafirler; İçinde bulunduğumuz küresel kriz ortamında kaybetmememiz gereken üç gerçek vardır: Bunlardan birincisi vizyondur. İster banka ister şirket olsun hiç kimse gelip geçecek olan kriz nedeniyle vizyonunu değiştirmemelidir. Aksi takdirde var oluş sebebimizi kendi elimizle yok etmiş oluruz. İkinci kaybetmememiz gereken, piyasadır. İhracat pazarlarında alın teri ve büyük çabalarla elde ettiğimiz payları elimizde tutmak zorundayız. Eğer bu pazarları kaybedersek geri dönüş çok daha maliyetli olacaktır. Üçüncü ve belki de en önemlisi, moraldir. Kaybedilen para geri gelir ancak kaybedilen moral o kadar çabuk geri gelmez. Bu nedenle sadece çalışanlarımızı değil müşterilerimizi ve özellikle kendimizi de moralli tutmak zorundayız. Ülkeler de şirketler gibi rekabet etmektedir. Moralli ülke, güçlü ve saygın ülke demektir. Bu söylediklerim çerçevesinde şirketlerimizin bankalarımıza, bankalarımızın da şirketlerimize bakışını bir kez daha gözden geçirmek gerekmektedir. Mademki aynı gemideyiz ve bu ülkenin kazanımlarını beraber paylaşacağız; davranışlarımızda Türkiye'nin hak ettiği geleceği geciktirecek tarzlardan uzak durmalıyız Saygıdeğer Konuklar; Krizler gelir geçer. Kriz anında oluşan gelişmeleri sanki hep öyle kalacakmış gibi değerlendirmek yanlıştır. Fiyatlar düşecek veya çıkacaktır. Ancak bilinmesi gereken bir gerçek vardır: Altın, dünden bugüne bugünden geleceğe her zaman önemini koruyacaktır. Altın sadece kuyum ve mücevher ana hammadde olduğu gibi, tıptan mühendisliğe kadar her alanda ihtiyaç duyulan bir emtiadır. Türkiye, bu önemli emtianın önemli bir pazarıdır. Türkiye'nin bu mutlak gücü bize yakın gelecekte çok büyük imkanlar sunacaktır. Altın, Değerli Madenler ve Kıymetli Taşlar Piyasası dünyanın en köklü ve sözüne en çok güvenilir piyasalarını temsil etmektedir. Türkiye bu piyasaların içerisinde önemli bir aktördür. Söz konusu aktörlüğünü mevzuat ithal eden değil tam tersine evrensel yaklaşımlarını dünyaya kabul ettiren bir şekilde taçlandırmalıdır. Geçmişi binlerce yıla dayanan sektörümüzün yazılı olmayan kuralları bile güveni, insani değerleri ve ahlaki normları barındırmaktadır. Geleneklerimizden gelen gücü, piyasalara yön veren yeni bir tarzla pekiştirmeliyiz. Bu bağlamda Dünya Mücevher Kongresinin gelecek yıl İstanbul'da İstanbul Değerli Maden ve Mücevherat İhracatçıları Birliği'nin ev sahipliğinde gerçekleştirileceğinin de müjdesini vermek istiyorum. Bu dev organizasyon sadece sektörümüz için değil İstanbul ve Türkiye için de büyük fırsatlar yaratacaktır. Dünyadaki binlerce sektör temsilcisinin katılacağı bu kongrede, geleceğin güvencesi olduğumuzu gösterme fırsatı bulacağız. Kıymetli Misafirler; Sorun varsa, çözüm de vardır. Yeter ki çözüm yaratmak için istekli olalım, beraber çalışmayı isteyelim. İstanbul Değerli Maden ve Mücevherat İhracatçıları Birliği olarak sektörümüzle ilgili duyarlılığımızın her zaman en üst düzeyde devam edeceğini belirtirken bu toplantıyı düzenleyenlere teşekkür eder hepinize saygılarımı sunarım.